BASK GENEL BAŞKANI BAYRAM ZENGİN’İN 17.12.2014 TARİHİNDE BASK GENEL MERKEZİNDE YAPTIĞI BASIN TOPLANTISI METNİDİR.
Değerli basın mensupları,
6 Eylül 2014 tarihinde TBMM’de güvenoyu almış olan Sn. Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki 62. Cumhuriyet Hükümetinden memur ve memur emeklilerinin beklentileri ve Hükümetin yaklaşımı konusunda, Hükümetin 6 Eylül-16 Aralık 2014 tarihleri arasındaki 101 günü hakkındaki düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Türkiye’deki herkes gibi, memurlar da Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olduğu 62. Hükümetin kuruluşunu büyük bir heyecan ile izlemiş, ancak sorunlarına çözüm bekledikleri konularda Hükümet programının okunması ile hayal kırıklığına uğramışlardır.
34 bin kelimeyi aşkın 62. Hükümet Program'ında 'memur' kelimesi sadece 6 yerde geçmiştir. Bunların ikisi “memur emeklileri”, biri “engelli memurlar” ve biri de işçi sağlığı ve güvenliği bahislerinde kullanılmıştır. Geriye 2 kelime kalmaktadır ki, oran kullanılan toplam kelime açısından 17 binde birdir. Programda kamu görevlisi ve kamu personeli ifadeleri hiç kullanılmamış, kamu personel rejimi ile ilgili bir herhangi bir düzenleme ile memur ve emeklilerle ilgili herhangi bir iyileştirmeden de bahsedilmemiştir.
Aynı programda; "İlk defa 2012 yılı için memur maaşları toplu sözleşme ile belirlenmiştir." ifadesine yer verilmesi, hükümetin topu toplu pazarlık masasına oturan sendikalara atması, herhangi bir adım atmayacağı anlamına gelmektedir.
Son yapılan ve BASK tarafından “toplu peşkeş sözleşmesi” olarak nitelendirilen 2014-2015 dönemini kapsayan toplu pazarlıklarda, yandaş sendikalar pazarlık yapma yerine Hükümete kıyak geçme yolunu seçmiştir.
Her ne sebeple olursa olsun, iktidarların toplu pazarlık masasında sarı sendikaların "gaflet, dalalet ve hatta hıyanet”inden yararlanarak memurları ortada bırakması kabul edilemez.
MEMURLARA ENFLASYON FARKI YOK
Halen TBMM Genel Kurulunda görüşülmekte olan 2015 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısında memurların 62. Hükümetten beklentileri karşılanması noktasında ümit verici rakamlar bulunmamaktadır.
2015 yılı için memur ve memur emeklilerine Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 3’lük artış yapılacağı ve bu artışın Memur-Sen ile imzalanan “toplu peşkeş sözleşmesi”nin gereği olduğu belirtilmektedir.
2014 yılının ilk 11 aylık TÜFE enflasyonu yüzde 8.65’tir. Memurların enflasyon alacağı doğmuştur. Yılın bitimine 1 ay kala, memurların enflasyon alacağı, maaşlara göre yüzde 2.65 ila yüzde 4.65 arasında değişmektedir.
2014 yılı enflasyon farklarının da, toplu peşkeş sözleşmesi gerekçe gösterilerek ödemeyeceği anlaşılmaktadır.
ARTIŞLAR KONUSUNDA BAŞBAKAN DOĞRU SÖYLEMİYOR
Sayın Maliye Bakanı, enflasyon farkını “toplu peşkeş sözleşmesi” gereği ödemeyeceklerini belirtirken, Sayın Başbakan, “Taban aylığının 1.027 liradan 1.205 liraya çıkarılarak 178 lira artış sağlandığını ve yüzde 17 oranında artış yapıldığını, bunun zaten enflasyonun çok üzerinde bir destek olduğunu” açıklamıştır.
Bürokratlarının veya danışmanlarının rakamlarla oynayarak Sayın Başbakanı yanılttıkları anlaşılmaktadır. 178 liralık artış net değil brüt artıştır. Net artış 123 liradır. Maaş artışları maaşın bir bölümünden değil, tamamı üzerinden yapılır. Bu nedenle Sayın Başbakanın ifade ettiği yüzde 17’lik artışı alan tek bir memur yoktur. Artış düşük dereceli memurlar için yüzde 6, diğer memurlar için yüzde 4’tür.
Gözümüzün içine baka baka yanlış rakamların telaffuz edilmesi memurları yaralamakta, incitmektedir.
HÜKÜMET CÜBBELİ-CÜBBESİZ AYRIMI YAPIYOR
Hükümetin ilk icraatlarından birinin hakim ve savcılar ile bu meslekten sayılanlara 1.155 lira, akademik personele ise 400 ila 700 lira arasında artış yapmış olması, kamu görevini yürütenlerin cübbeli-cübbesiz şeklinde ayrıma tabi tutulması, 2015 yılında yapılacak yüzde 3 + 3’lük artışa gerekçe gösterilen toplu peşkeş sözleşmesinin hükümet tarafından yırtılıp atılması demektir. O sözleşmeyi imzalayan Memur-Sen’i, ya imza attığı sözleşmeye sahip çıkmaya ya da aynı artışların tüm memurları kapsayacak şekilde revize etmeye çağırıyorum. İmza namustur ve herkes imzasının namusunu korumak zorundadır.
2014 yılı Ocak ayında yapılan 123 liralık artış, peşpeşe sağanak şeklinde gelen yüzde 9 oranındaki elektrik ve doğalgaz, artışını takip edemez hale geldiğimiz akaryakıt ve diğer zamlarla geri alınmıştır. Ayrıca aylıklarının miktarına göre Nisan ayından itibaren yüzde 15’lik vergi diliminden yüzde 20’lik vergi dilimine geçilmesi ve 5 puanlık vergi artışı nedeniyle memurların kayıpları artmış, kayıplar 123 lirayı silip süpürdüğü gibi geriye kalan maaşı da kemirmeye devam etmektedir.
ÇALIŞILAN HER YIL EMEKLİLİK TAZMİNATINA YANSITILMALI
Hükümet programında yer alan tamamlayıcı emeklilik yaklaşımı, bireysel emeklilik gibi kişinin kendi tasarrufu ile gerçekleştirilebilecek içi boş bir ifadedir. Günlük geçimde acz içinde olanlar için tamamlayıcı emeklilik ham bir hayaldir. Memurlar, boş laf yerine; kendilerine yapılan tüm ödemelerin taban maaşa yansıtılmasını ve emeklilik aylığının anlamlı hale getirilmesini beklemekte ve istemektedir.
Ve memurlar sadece 30 yılın değil, işçilerde olduğu gibi çalıştıkları her yılın emeklilik tazminatında dikkate alınmasını istemektedir. Tamamlayıcı emeklilik gibi boş laflar yerine; tüm ödemelerin taban maaşa yansıtılması ve çalışılan her yılın emeklilik tazminatında sayılması sorunu büyük ölçüde çözecektir.
Memurlar 62. Hükümetin kendilerine şaşı bakmamasını, üvey evlat muamelesi yapılmamasını beklemekte ve istemektedir.
Sayın Başbakanın konuşmalarında defalarca gururla bahsettiği 12 yıllık iktidarlarındaki gelişme ve büyüme elbette kamu görevlileri ile birlikte gerçekleştirilmiştir.
Sözkonusu gelişme ve büyümeden hakkı olanı istemek memurlar için ana sütü gibi helal haklarıdır.
Bu çerçevede;
- Memurlara aile sorumluluklarını yerine getirebilecekleri bir ücret verilmesi,
- Büyümeden refah payı verilmesi,
- Çalıştıkları her yılın emeklilik tazminatında hesaba katılması,
- Memurlar için vergi dilimi sınırının kaldırılması,
- Memurlara ödenen aylığın tamamının taban maaş yansıtılması ve emeklilik aylığının buna göre belirlenmesi,
- Dini bayramlarda memurlara birer maaş tutarında ikramiye verilmesi,
- 2005 yılından sonra işe girenlere bir derece verilmesi,
- Memurlar için sicil ve disiplin affı çıkarılması,
- Aile ve çocuk yardımlarının anlamlı bir hale getirilmesi,
-Fiili hizmet zammının tüm meslekler için yeniden belirlenmesi,
Memurların insan onuruna yaraşır bir hayatın sürdürebilmeleri için şarttır.
MEMURLAR ÜÇ GÜN KONUŞUP DÖRDÜNCÜ GÜN UNUTMAZ
Bir sayın Başbakan Yardımcısının; milletvekilleri için yazlık ve villa derdine düşmesi, yapılacak eleştiriler için “üç gün konuşurlar, dördüncü gün susarlar” ifadesini kullanması, memurların ödenmeyen enflasyon farkları ve yerine getirilmeyen haklı istekleri karşısında da hükümet tarafından dört gün sonra talepleri ve hak kayıplarını unutacağımız şeklinde yorumlanmamalıdır. Yetkili sendikalar tarafından arkadan hançerlensek de, taleplerimizi her platformda dile getirmeye, haklarımızı istemeye ve mücadeleye devam edeceğiz
Netice itibariyle, 62. Hükümet gerek 101 günlük icraatı ve gerekse önceki hükümetlerden devraldığı alışkanlıkları devam ettirerek memurlara şaşı bakmaya, üvey evlat muamelesi yapmaya devam etmektedir.
2015 yılı, memurlar için hakların verildiği, haksızlıkların giderildiği ve adaletin korunduğu yeni bir dönemin başlangıcı olmalı, Suriyeli veya başka ülkelerden ülkemize misafir gelen mültecilere gösterilen şefkat, Devleti temsil eden, Devletin asli ve sürekli görevlerini yerine getiren memurlardan esirgenmemelidir.
Unutulmamalıdır ki, Hükümetler ancak memurlarla başarılı olurlar.
Ve memurların sorunları çözülmeden başarılı olmak ve başarıyı devam ettirmek mümkün değildir.
BASIN BÜROSU
Görüşünüzü yazın
Yorumunuz editör onayından sonra yayımlanır.