Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu - Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu haber 303 kez okundu. | Kategori : KONFEDERASYONDAN
Haberin Tarihi :   14 Ağustos 2018 - 22:14

İLK KARAR: EVİNİ BEKAR BAYANA KİRALAMAYAN EV SAHİBİNE 2.000, EMLAKÇIYA 1.000 TL CEZA

Büyüt
Küçült
İLK KARAR: EVİNİ BEKAR BAYANA KİRALAMAYAN EV SAHİBİNE 2.000, EMLAKÇIYA 1.000 TL

HAK İHLALLERİ VE AYRIMCILIK İÇİN YENİ BİR BAŞVURU KAPISI: TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU.

KURUMDA İLK KARAR: EVİNİ BEKAR BAYANA KİRAYA VERMEYEN EV SAHİBİNE 2.000 TL, EMLAKÇISINA 1.000 TL CEZA.

İHLAL YAPANLARA 15 BİN LİRAYA KADAR İDARİ PARA CEZASI VERİLEBİLİYOR.

 

2016 yılı Nisan ayında,  kamuoyunun pek farkında olmadığı  ve ne işe yaradığını bilmediği 21.06.2012 tarih ve  6332 sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu TBMM tarafından yürürlükten kaldırıldı ve yerine yine kamuoyunun dikkatini çekmeyen 06/04/2016 tarih ve 6701 sayılı  Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu kabul edildi.

Ve Kanunun 20/04/2016 tarih ve 29690 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile  Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulmuş oldu.

24 Kasım 2017 tarih ve 30250 sayılı Resmi Gazete’de “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in yayımlanarak yürürlüğü girmesiyle Kurum işlevine başlamış oldu.

Yeterli hazırlıkların ve danışmaların yapılmadan hızlı bir şekilde kanun çıkarılması veya kanun maddelerinin değiştirilmesi Türkiye’ye mahsus bir olgu olup,  4 yıl içinde bir Kanunun yürürlükten kaldırılıp yerine bir başka Kanunun kabul edilmesindeki tuhaflığı bir yana bırakarak söz konusu Kanunu kısa bir özetle gözden geçirmeye başlamadan önce Kurumun ilk kararını verdiğini de belirtelim.

Kurum 2018/69 sayılı kararı ile bekar bir bayana bekar olduğu gerekçesiyle evini kiralamayan ev sahibine 2.000 TL, emlakçıya ise 1.000 TL idari para cezası verdi.

 

Şimdi BASK AR-GE BİRİMİ tarafından hazırlanan aşağıdaki soru ve cevaplarla Kurumu ve işleyişini öğrenmeye çalışalım:

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Nedir ve Organları Hangileridir?

Kurum, 6701 sayılı Kanunla kurulan Başbakanlığa bağlı bir tüzel kişilik olup, Kurul ve Başkanlıktan oluşmaktadır.

Kurul, kurumun karar organıdır.

Kurul, biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere on bir üyeden oluşur.

Kurulun 8 üyesi bakanlar kurulu, 3 ayesi ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.

Kurul üyelerinin görev süreleri 4 yıldır. Arka arkaya en fazla iki dönem görev yapılabilir.

Kurul başkan ve ikinci başkanı, kurul üyeleri tarafından kurul üyeleri arasından seçilir.

Başkanlık ise, Başkan Yardımcıları, hizmet birimleri ve çalışma gruplarından oluşur. Başkanlık, Kurul kararlarını uygulamakla ve diğer konularda Başkana ve Kurula yardımcı olmakla görevlidir.

 

Kurumun Amacı Nedir:

6701 sayılı Kanunun amacı; “İnsan onurunu temel alarak insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesi ile bu ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermek, işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek üzere “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulması olarak belirtiliyor.

 

Ayrımcılıkla Mücadele Nasıl Tanımlanıyor?

6701 sayılı Kanun; “herkes, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada eşittir,” dedikten sonra;

- Bu Kanun kapsamında cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerine dayalı ayrımcılık yasaktır.

-  Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, konuya ilişkin görev ve yetkisi bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ihlalin sona erdirilmesi, sonuçlarının giderilmesi, tekrarlanmasının önlenmesi, adli ve idari yoldan takibinin sağlanması amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

- Ayrımcılık yasağı bakımından sorumluluk altında olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri, yetki alanları içerisinde bulunan konular bakımından ayrımcılığın tespiti, ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

İfadelerime yer veriliyor.

 

Ayrımcılık Türleri Nelerdir?

Kanun, ayrımcılık türlerini;

a ) Ayrı tutma.

b) Ayrımcılık talimatı verme ve bu talimatları uygulama.

c) Çoklu ayrımcılık.

ç) Doğrudan ayrımcılık.

d) Dolaylı ayrımcılık.

e) İşyerinde yıldırma.

f) Makul düzenleme yapmama.

g) Taciz.

ğ) Varsayılan temele dayalı ayrımcılık.

Başlıkları altında sıraladıktan sonra, “Eşit muamele ilkesine uyulması veya ayrımcılığın önlenmesi amacıyla idari ya da adli süreçleri başlatan yahut bu süreçlere katılan kişiler ile bunların temsilcilerinin, bu nedenle maruz kaldıkları olumsuz muameleler”i de ayrımcılık olarak nitelendiriyor.

Kanun, ayrımcılık türlerinin tanımlarken, özellikle “taciz” adını taşıyan eylem için “Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere bu Kanunda sayılan temellerden birisine dayanılarak, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranış” olarak ifadelerini kullanıyor.

 

Yeni Kanunda “Mobbing” Var mı?

6701 sayılı Kanun, ne hikmetse “mobbing” ifadesine yer vermiyor.

Anlaşılan, türlerine göre farklı süreçleri gerektiren ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan “İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi” adlı  çalışmada “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanan mobbing, uzun bir süre daha yasalara girerek hukuki bir tanıma kavuşamayacak.

“İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinde ise “Mobbing”;  Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik taciz” olarak açıklanmıştı.

Kanun metninde “Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere bu Kanunda sayılan temellerden birisine dayanılarak, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranış” olarak tanımlanan “taciz” ile “Bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler” olarak tanımlanan “İşyerinde yıldırma” kamuoyunda tartışılan, konuşulan ve sık sık idari ve adli dava konusu olan “mobbing” ile aynı şey değil.

 

Ayrımcılık Yasağının Kapsamı:

Kanun; “Eğitim ve öğretim, yargı, kolluk, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal yardım, spor, konaklama, kültür, turizm ve benzeri hizmetleri sunan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, yürüttükleri faaliyetler bakımından bu hizmetlerden yararlanmakta olan veya yararlanmak üzere başvurmuş olan ya da bu hizmetler hakkında bilgi almak isteyen kişi aleyhine ayrımcılık yapamaz. Bu hüküm kamuya açık hizmetlerin sunulduğu alanlar ve binalara erişimi de kapsar” ifadesi ile ayrımcılık yasağının kapsamını genişletirken, bu kapsamdabelirtilen hizmetlerin planlanması, sunulması ve denetlenmesinden sorumlu olan kişi ve kurumlar(ı), farklı engelli grupların ihtiyaçlarını dikkate almakla ve makul düzenlemelerin yapılmasını sağlamakla yükümlü” kılmaktadır.

Ayrıca Kanun “Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri ve bunlar tarafından yetkilendirilenler, taşınır ve taşınmazları kamuya açık bir şekilde sunarken bu malları edinmek veya kiralamak isteyenler ile bunlar hakkında bilgi almak isteyenler aleyhine, bunların kiralanması, kira akdinin şartlarının belirlenmesi, kira akdinin yenilenmesi veya sona erdirilmesi, satışı ve devri süreçlerinin hiçbirinde ayrımcılık yapılamayacağını” ve “Dernek, vakıf, sendika, siyasi parti ve meslek örgütlerine, ilgili mevzuatlarında veya tüzüklerinde belirtilen istisnalar dışında üye olma, organlarına seçilme, üyelik imkânlarından yararlanma, üyeliğin sonlandırılması ve bunların faaliyetlerine katılma ve yararlanma bakımından, hiç kimse aleyhine ayrımcılık yapılamayacağını” da hükme bağlıyor.

 

İstihdam ve Serbest Meslek İçin Nasıl Uygulanır?

Kanun; 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmeyen her türlü iş ve iş görme sözleşmelerinde ayrımcılığın yanısıra gebelik, annelik ve çocuk bakımı gerekçeleriyle iş başvurularının reddedilmesini yasaklıyor.

Sadece; zorunlu meslek gereklilikleri, yaş sınırları, dini kurumlarda o dine mensup olma, sivil toplum örgütlerinde amaç,  ilke ve değer temelinde aranan şartlar , eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan düzenlemeler yasak kapsamı dışında tutuluyor.

 

İhlal Başvuruları Nasıl ve Nereye Yapılıyor?

Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir.

Gerçek ve tüzel kişiler için hazırlanan başvuru formları, Kurumun internet sitesinden temin edilebilmektedir.

Kuruma başvuru; kurumun açacağı bürolar ile, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da yapılabilir.

Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.

Ancak, başvuru sahiplerinin Kuruma başvurmadan önce bu Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesini ilgili taraftan talep etmeleri gerekir. Bu taleplerin reddedilmesi veya otuz gün içerisinde cevap verilmemesi hâlinde Kuruma başvuru yapılabilir.

Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, bu şartı aramadan da başvuruları kabul edebilir.

Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.

 

Kurum Hangi Başvurulara Bakmamaktadır?

Kurula başvurular ön incelemeden geçirilmektedir.

Örneğin Kurum yargıya intikal etmiş olaylara ilişkin başvuruları kabul etmemektedir.

 

İhlal İncelemeleri Nasıl Yapılır?

Kurum, başvuruları ve resen yaptığı incelemeleri başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sonuçlandırır. Bu süre, Kurum Başkanı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç ay uzatılabilir.

Kurum, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan yazılı görüşünü sunmasını ister. Yazılı görüş, istemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ulaştırılır. Yazılı görüş, başvuran kişiye tebliğ edilerek, görüşünü tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde Kuruma sunması istenir. Talep hâlinde Başkan bu süreleri bir defaya mahsus olmak üzere on beş gün uzatabilir. Taraflara talepleri hâlinde Kurul önünde ayrı ayrı sözlü açıklama yapma hakkı tanınabilir.

 

Kurum Uzlaşma İsteyebilir Mi?

Başkan, incelemenin özelliğine göre, görüşlerin alınmasından sonra, resen veya talep üzerine tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Uzlaşma, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali olduğu iddia olunan uygulamaya son verilmesi veya mağdur açısından bu sonucu sağlayacak çözümleri içerebileceği gibi mağdura belli bir tazminatın ödenmesi biçiminde de olabilir.

Uzlaşma en geç bir ay içinde sonuçlandırılır. Uzlaşma müzakereleri sırasında yapılan tespitler, alınan beyanlar veya açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.

Uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamayan başvurular ve incelemeler hakkında ilgili rapora ilişkin müzekkere yirmi gün içinde Kurula sunulur. Bunun üzerine Kurul, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin karar verir.

Kurul, konusu suç teşkil eden insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerini tespit ettiği takdirde, bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunur.

 

İnceleme Yetkisi Nasıl Kullanılır? ,

Bu Kanunla ve diğer mevzuatla Kuruma verilen inceleme, araştırma, ziyaret ve rapor hazırlama görevleri ile diğer görevler, insan hakları ve eşitlik uzmanları, insan hakları ve eşitlik uzman yardımcıları ve Başkan tarafından görevlendirilen diğer Kurum personeli tarafından yerine getirilir.

Başkan tarafından yetkilehndirilenler, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden ilgili bilgi ve belgeleri istemeye, incelemeye ve bunların örneklerini almaya, ilgililerden yazılı ve sözlü bilgi almaya, özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerleri ziyaret etmeye, buralarda inceleme yapmaya ve gerekli tutanakları düzenlemeye, kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilen kişi ya da kişilerle görüşmeye yetkilidir. Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun ziyaretlerini kolaylaştırmak ve taleplerini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadırlar.

Kurumun inceleme ve araştırma konusuyla ilgili olarak gerekçesini belirterek istediği bilgi ve belgelerin, bu talebin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur.

 

Bilirkişi Görevlendirilmesi ve Tanık Dinlenmesi Mümkün Müdür?

Kurumca inceleme ve araştırma yapılan ve ileri derecede teknik ve mali uzmanlık bilgisi gerektiren konularla ilgili olarak, Başkan ya da Kurul tarafından, bilirkişi görevlendirilebilir.

İnceleme ve araştırma konusuyla ilgili olarak gerek görülmesi hâlinde Kurul ve inceleme ve araştırma yapmaya yetkili Kurum personeli, tanık veya ilgili kişileri dinleyebilir.

 

İspat Yükü Kime Aittir?

En önemli sorun ispat yükünün kime ait olduğudur.

Kanuna göre; münhasıran ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması hâlinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekir.

 

HAK İHLALİ VE AYRIMCILIK YAPANA 15 BİN TL PARA CEZASI

İhlal tespit edilirse ne olur, idari yaptırım var mıdır?

Kanuna göre; ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu ihlalin etki ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınarak ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

İhlali yapan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında; verilen idari para cezası ilgili memur veya görevlilere rücu edilir.

Kurul, verdiği idari para cezasını bir defaya mahsus olmak üzere uyarı cezasına dönüştürebilir. Hakkında uyarı cezası verilen kişi veya kurumun ayrımcı fiilinin tekrarı hâlinde alacağı ceza yüzde elli oranında artırılır. Bu artış ceza üst sınırını aşamaz.

BASK AR-GE BİRİMİ



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.

Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
...
..
"Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu - Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu | http://bask.org.tr/"   Tum Hakları Saklıdır. ©2002 - 2018
http://bagimsizyapiimarsen.org.tr/BASK http://bdvs.org.tr/BASK http://http://www.bagimsizhabersen.org.tr/index.php/ BASK http://bask.org.tr.tr/BASK http://bask.org.tr.tr/BASK http://bagimsizegitimsen.org.tr/BASK http://and-sen.org/BASK http://www.bagimsizsaglik-sen.org.tr/ BASK http://www.bagimsizburosen.org.tr/ BASK http://www.becsen.org.tr/ BASK http://bask.org.tr/BASK http://bask.org.tr/BASK http://bask.org.tr/ BASK http://bask.org.tr/BASK http://bask.org.tr/BASK